Afrikaya Yardım ve Düşündürdükleri - Mehmet Emin YAĞMUR
sanalbasin.com üyesidir

Afrikaya Yardım ve Düşündürdükleri


Değerli Okur Kardeşlerim,

İki bölümden oluşan yazımıza birinci bölümde şu an yapılması gerekenler açısından bakılınca şimdi biz Müslümanlara düşen görev açısından baktığımızdan düşene el uzatmak, ihtiyaç saikasına sahip çıkmak biz Müslümanlara farziyeti olan bir davranış olarak ortaya çıkan bir durum. Ancak ikinci bölümde ise olayların gerçek boyutunun ortaya konması açısından kendi çıkarlarını birilerinin acısına, açlığına ve kanının üzerine kuranların gerçek yüzlerini ortaya koymaya gayret gösterme gayretine girmeye çalıştım.

Kuraklık sıkıntısı olan Afrika’mızın siyahî kardeşlerimize Ülkemizin Hükümeti olmak üzere devletimizin kurumları (Başta Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türk Kızılayı, Sağlık Bakanlığı olmak üzere) Sivil Örgüt Kuruluşlarımız, (Sendikalarımız, Yardım Derneklerimiz) harıl harıl çalışıyorlar. Sendikalarımız Ramazan da ülkemizde verecekleri iftarları iptal ederek bu alan için ayrılan paraları sıkıntılı bölgeye göndermeleri alkışlanacak ve duasal anlamda çok değerli bir davranış. Diyanet İşleri Başkanlığımız her evden bir fıtra ve bir iftar kampanyası takdiri şayan bir kampanya, Rabbimiz, halkımızı bu hayırlı kampanyalarda buluştura.

Yüce Dinimiz İslâmiyet, yardımlaşma ve dayanışma sayesinde güç kuvvet bulup gelişmiş, insanlığa büyük bir hidayet meşalesi olmuş ve olmaya devam etmektedir. İlk Müslümanlar Mekke'de, Medine'de, Kur'an'da Allah'ın talimatlarına hakkıyla uyarak Hz. Peygamber'in rehberliğinde yardımlaşmanın ve dayanışmanın eşsiz örneklerini bizzat yaşayarak vermişlerdir.

Kitabımız Kur'an-ı Kerim de Maide Süresi 2. Ayette bakınız Allah Teâlâ bu hususta bize ne buyuruyor: "... İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan sakının; çünkü Allah'ın azabı çetindir." Diğer bir Ayeti Celile de, Nisa Süresi 36’da; "Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın ve uzak komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez."

Ayrıca Allah, her hafta cuma günü hutbe sonunda, hatiplerin okuduğu Nahl Suresi'nin 90. Ayetinde de “adaletten sonra ihsanı, akrabaya vermeyi emretmekte, her türlü edepsizliği, fenalığı ve azgınlığı yasaklamaktadır.” Dinimizde yardımlaşma ve dayanışma imanın, ibadetin ve ahlâkın gereğidir. İmanın gereği olduğunu Peygamberimiz pek çok kutlu hadisinde ifade etmişlerdir: "Sizden biriniz, nefsi için istediğini mü'min kardeşi için de istemedikçe kâmil imanla iman etmiş olmaz." Diğer bir Hadis-i Şerif te: "Mü'min için mü'min, birbirini sağlamca kavramış yapı taşlarının oluşturduğu sağlam binalar gibidir."Böylece, Buhari ve Müslim'in rivayet ettikleri bu hadisler-de, Peygamberimiz yardımlaşma ve dayanışmanın önemine işaret buyurmaktadır.

Allah Teâlâ Kitab-ı Kerim'inde yardımlaşma ve dayanışmanın fiilî örneğini ortaya koyup Allah yolunda infakta ve harcamada bulunanlara, Müslüman kardeşine yardım elini uzatanlara, bakınız. Bakara Suresi'nin 261. ayetinde nasıl müjdeler veriyor:

"Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz dane olmak üzere yedi başak veren bir danenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O, her şeyi hakkıyla bilir."

Müslüman Allah'ın ve Rasülü'nün davetine icabet eden, onların çağrılarına kulak veren insandır. Müslüman, helâl mal kazanır, harama asla el uzatmaz, faizden kaçınır, karaborsa ve aldatmaya iltifat etmez, kazandığı maldan mü'min kardeşlerinin muhtaçlarına seve seve dağıtır.

Müslüman, çocukları, yetimleri, yoksulları, kimsesizleri, sakatları, dulları, acizleri, felâkete uğramışları daima gözetir.

Müslüman, zekât farzını tam olarak yerine getirdiği gibi adaklar, kurbanlar keserek, sadakalar, hayırlar dağıtarak, fıtır sadakası vererek, aç ve muhtaçların ihtiyaçlarını gidererek yardımlaşmanın ve dayanışmanın gönüllü neferi olur. Böylece toplumun iç barış ve huzuru için büyük katkılarda bulunan Müslüman, vakıflar kurar, hayır dernekleri tesis eder, kendinden çok din kardeşini düşünür, hediye ve bağışlarda bulunur, bu suretle gönülleri fetheder.

Bütün bu saydığımız hususlar İslâmî yardımlaşma ve dayanışmasının özünü oluşturan güzel davranışlar ve salih amellerdir.

Müslüman her şeyden önce ailesinde yardımlaşma ve dayanışma içinde olmalıdır. Müslüman mahallesinde, köyünde, kentinde de aynı davranışları sergilemelidir. Zira Müslüman daima Hz. Peygamber (s.a.v.)'in şu hadislerini kendisine rehber edinmeli, bu hadislerle önünü aydınlatmalıdır:

"Müslümanlar, birbirlerini sevmekte, merhametleşmekte, ilgi duyup yardımlaşmada bir vücut gibidirler. Vücuttan bir organ hastalandığında, diğer organları, uykusuzluk ve ateşte aynı acıyı tatmaya çağırır."

"Yanı başındaki komşusu aç olduğu halde, onun durumunu bile bile, karnı tok yatan bana inanmamış olur."

Çok Değerli Kardeşlerim, Dünyanın birçok yerlerinde refahın hüküm sürdüğü ama bazı yerlerde ise refaha dalanların sebep olduğu sıkıntılara şahit oluyoruz. Somali'de akut boyutlara varan açlık ve sefalet, yeniden dünya gündemini işgal etmeye devam ederken, BM Genel Sekreteri, yaptığı son açıklamada Somali'ye gerekli yardımın yapılmaması durumunda günde 2500 çocuğun ölümle pençeleşeceğini açıklaması tüyler ürpertici bir gelişme olsa gerek.

Dünyayı yönettiğini iddia eden bir avuç mutlu azınlık kendilerine tehlike olarak gördükleri Rabbani düzeni ve nizamı Müslümanların hayatına koymama, yaşamama ve yaşatmama adına bütün gayretleriyle İslam adına ne varsa saldırıyorlar. Bunun için insanlık adına “İNSAN HAKLARI DENEN BİR TAKIM MUAMMALARLA ORTAYA ÇIKANLAR, FİLİSTİNDE ZALİMİN YANINDA OLMA ŞEREFİNİ KİMSEYE KAPTIR MIYORLAR. PAKİSTANI-AFGANİSTANI-LİBYAYI-SURİYEYİ-SOMALİYİ-IRAKI VE ÜLKEMİZDEKİ TERÖRÜ ORTAYA ÇIKARANLAR VS. AYNI GÜÇLER KENDİ YAZMIŞ OLDUKLARI SENERYOYU YİNE MÜSLÜMANA OYNATIYORLAR.

İşte ABD ve ABD entrajlı Batısal güçlerin bir hayalleri var dünyanın en ücra köşesine kadar Hıristiyanlığı yayarak Tanrı Krallığını ilan ederek Tanrı adına Tanrının lütfü keremine nail olmak. Bunu yapa bilme adına bunun karşısında gördükleri baş düşmanları İslamı ve O’na tabi olanları yok etme yâda kendirleştire bilme taarruzudur.

Son günlerde dünya gündeminde yer alan Somali'yi, bu vahim tabloya getiren sebepleri ile birlikte iyi irdelemek gerekir. Hatırlanacağı üzere, 1989'da Katolik Piskopos Salvatore Kolombo'nun Mogadişu'da öldürülmesi, Somali'de iç savaşı tetikleyen en büyük unsur olmuştur. O dönemde, Somali'de yaşanan iç savaşla birlikte, ABD'nin, Umut Operasyonu için Güvenlik Konseyi'nin süratle karar almasına ön ayak olmuştur. Bununla birlikte, BM Güvenlik Konseyi'nin 4 Aralık 1992'de, 794 nolu kararı gereğince, Somali'deki Aidid güçlerine karşı adeta savaş açılmış gibi gözükse de, bu operasyon ABD'nin, "küresel emperyalizm" politikasının güçlü bir parçasını oluşturmaktaydı. O dönemde Somali'de umduğunu bulamayan ABD, 3 Mart 1994'te geri çekilmek zorunda kalmıştır.

ABD, Somali'den geri çekilmesine rağmen, bu ülke üzerindeki baskıcı tutumu hiçbir zaman değiştirmedi. ABD, 2006'da Etiyopya güçlerine verdiği büyük destekle Somali'ye saldırmalarına zemin sağladı. Zira ABD Dünyanın bir numaralı karakol bekçiliğine kendisini kaptırması ve çıkarları için bütün devletleri ve milletleri açlığa, sefalete ve ölüme sevk etmesi ABD’nin gizli ajandasının olduğunun en önemli kanıtıdır.

Etiyopya, bu ülkeden 2009'da geri çekildiğinde ise geride 17.000 ölü ve binlerce yaralı kalmıştı. Afrika Boynuzu'nun en önemli kalesi durumundaki Somali; uzun sahil şeridi ile Kızıl Deniz ve Süveyş Kanalı'nın giriş ve çıkış noktalarının en müstahkem noktalarında yer alması, Hind Okyanusu üzerindeki stratejik öneme sahip Mogadişu Limanı ve Kızıl Deniz'e hâkim bir noktada yer alan Berbera Limanı ile büyük öneme sahip bir ülkedir.
Bu ülkenin jeo stratejik konumundan dolayı ABD, Kızıldeniz'in ileride Müslümanların kontrolündeki bir göl haline gelmesi ve bir tehdit unsuru olmasını engellemek için, sürekli olarak Somali'nin yumuşak karnını oluşturan kabileler arasındaki sürtüşmeleri tetikleme yoluna gitmektedir.
ABD, Kızıl Deniz'deki kolonyalist tutumunu sağlamlaştırmak amacıyla Somali'de yaşattığı iç kargaşalardan kaçmaya çalışanlar için yakın ülkelerde enclave (sığınma yerleri-iltica gâh) oluşturmaktadır.

Nitekim Somali'nin Hiran, Bakol ve Gedo bölgelerinden kaçanlar Mogadişu varoşlarına veya Etiyopya ve Kenya'ya sığınmaktadırlar. Şu anda Etiyopya'da yedinci mülteci kampı faaliyete geçmek üzeredir. Kenya'da da Dadaab Kompleksi'nde yer alan üç kamp genişletilmektedir. Sadece Kenya'daki kamplarda 370.000 mültecinin yer aldığını düşünecek olursak, olayların ürkütücü boyutları kendiliğinden ortaya çıkar.

Yemen'in Mukalla şehrinde yer alan mülteciler ise, oradaki iç karışıklıklardan dolayı güç durumdadırlar.

Bütün bu gelişmeler yetmiyormuş gibi, Somalili korsanların faaliyetlerine göz yuman ABD, bu yolla da Somali'yi daha fazla kıskaca alarak "çadır kent" politikasına kuvvetli bir zemin hazırlamaktadır.

Bütün Dünyanın gözü önünde, Nautrica, askeri kargo gemisi, kimyasal yük taşıyan (Biscagila), ham petrol taşıyan The Sirus Star gibi gemilere Somalili korsanlar tarafından kolayca el konulmaktadır.

Yavaş yavaş kâbusa dönüşmeye başlayan Somali sendromu, ABD'nin perde gerisinde olayları tetiklemek suretiyle bu hale gelmesine neden olmuştur. Şimdi de Somali'de açlık çeken insanlara insani yardım adı altında el uzatmaya çalışarak iyi bir rol oynamaya çalışmaktadır.

Bütün bu gelişmeler, Somali konusunda kimlerin ince hesap peşinde oldukları artık ortadadır. Somali'de açlığa mahkûm edilmiş olan insanlar sadece Amerikan çıkarlarını korumaya yönelik "Global emperyalizm" politikasının birer kurbanı durumundadırlar.

Artık, Müslümanlar birbirleri ile uğraşacaklarına kendi ortak pazarını, kendi askeri gücünü, kendi yardımlaşma örgütlerini kurmalıdır. Niye Somali’mize, Etyopya’mıza, Nijer’imize, ABD yâda Batılıların yardım malzemesi gelsin. Müslüman’ın yardımı kendine yeter de artar.

Ey Müslümanlar, Şimdi düşünme ve düşündüğünü açıkça ifade etme zamanıdır. Bütün Dünyamızda yaşayan Müslümanlar haydin Mısır da başlayan kendiniz gibi olma kendiniz gibi düşüne bilme adına kendinize gelme zamanıdır. Hayırlı Ramazanlar. Hayırlı Düşünme ve düşündüğünü ifade etme dileğiyle, ALLAH’A EMANET OLUNUZ.

                                                                                                 Mehmet Emin YAĞMUR

                                                                                                    Orduzu Kireç Ocağı 
                                                                                                    Camii İmam-Hatibi 
                                                                                                    İlahiyatçı-İktisatçı 

                                                                                         e-mail: yagmurhoca@hotmail.com 
                                                                                 Web adresi: www.kirecocagicami.com
                                                                                        Cep Tel: 0536 969 66 34

yagmurhoca@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Ekm
12Mar

İslam’ın Neresindeyiz?

17Kas

Mevla’ya Hicret Nasıl Olmalı?

10Kas
08Kas