Bayram, Sıla-i Rahim’di

“Sıla-i rahim, kendini sormayan akrabasını arayıp, ziyaret ve iyilik etmektir.”(Tirmizi)
 
Ramazan Bayramı yaklaşıyor... Internette, gazetelerde, Tv’lerde ‘bayram tatili’ reklam ve promosyon duyuruları Ramazan’la birlikte başladı. İnsanlara, dinlenerek ya da yeni bir yer keşfederek geçirecekleri çeşitli tatil planları sunuluyor. Turizm acentalarının yurtiçi ve yurtdışından farklı amaç ve hedefler içeren birbirinden ilgi çekici turları tanıtılıyor.
 
Bayramlar eskilerde ziyaret fırsatıydı. Eş-dost, akraba, komşular ziyaret edilir, yakınlıklar tazelenirdi. Özellikle yalnız anne-babaların çocuklarıyla özlem giderdiği güzel günlerdi bayramlar. Şimdilerde ise bayramdan tatil anlaşılıyor.
 
Bayram eskiden sıla-i rahim’di.Sevgi dini İslam'ın, kısaca akrabalara kavuşmak anlamındaki emri olan sıla-i rahim; onlara şefkat, merhamet göstermek, yardım etmek, ziyaret etmektir. Dinimiz yakınlarımızla ilişkilerimizin sevgi, saygı ve yardımlaşma esasına dayanmasını emreder. Peygamberimiz(asm) de bize bunu önemle tavsiye eder.
 
İnsanlara güzel söz söylemek, güler yüz göstermek, selam vermek, hatırını sormak, esenlik ve hayır dilemek müminin karakteridir şüphesiz. Hasta ya da yaşlı; ziyaret etmek ve maddi-manevî yardımcı olmak da aynı şekilde akrabası olsun olmasın, müminin, Allah'ın hoşnutluğunu kazanma vesilesi olarak gördüğü ve samimiyetle yaptığı davranışlardır.
 
İnsanlar arasında sevgiyi artırmaya, yakınlık bağlarını güçlendirmeye, insanın yalnızlıktan kurtulmasına ve hayata daha sıkı bağlanmasına vesile olan bu samimiyet, elbette Allah'ın rızasını ve rahmetini kazandıracaktır.
 
 "Senden kopandan sen kopma, sana kötülük yapana sen iyilik yap, aleyhine bile olsa hakkı söyle" buyuruyor Peygamber (asm) ve şöyle uyarıyor bizi:
 
"Akrabalık, Arş'da asılıdır. Der ki: "-Beni gözeteni Allah gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin" (Müslim, Birr ve Sıla, 17).
 
"Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin, yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz." (Tirmizî, Et'ime, 45)
 
Toplumda adeta fazlalık gibi görülen yaşlıya yalnız olmadığını ve en önemlisi sevildiğini hissettirmek; kalbine sevinç koymaktır."Farz ibadetlerinden sonra Allah yanında amellerin en sevgilisi (rızâsına muvâfık olanı) , Müslümanın kalbine sevinç koymaktır... Müslüman kardeşinin (gönlü) içine sevinç koyman, mağfiret-i ilahiyi gerektirir" buyuruyor merhamet Peygamberi(asm). İnsanların mutluluğuna vesile olmak güzeldir, güzel olmasından da fazla, haz veren bir ibadettir.
 
Bir konuyu daha önemle vurguluyor Resûlullah(asm). "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir." (Buharî, Edeb, 15) 
 
Şu halde akrabalık bağlarını koparanlara karşı da yakınlık gösterilmeli, akrabalık bağlarını koparmaktan sakınmalı...
 
"Ey insanlar sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip-yayan Rabbinizden korkup-sakının. Ve (yine) kendisiyle, birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını koparmak)tan sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir." (Nisa Suresi, 1)
 
Bayram sevinç günüdür. Bizler bu sevinci yalnızca kendi kalplerimizde yaşamak yerine ailemizin,  yakınlarımızın, kardeşlerimizin kalplerine de aynı sevinci koyalım. Ne güzel müjde veriyor Peygamber(asm), Allah için muhabbet gösterenlere:
 
“Allah yolunda muhabbet edenler, Arş-ı Âlâ üzerinde yakuttan kürsüler üzerinde olurlar.” (Ramuz el Hadis)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi